AİHM Büyük Dairesinin Yalçınkaya ve Yasak kararları, silahlı terör örgütüne üyelik yargılamalarında delillerin kişiye özgü değerlendirilmesi ve suçun manevi unsurunun gerekçelendirilmesi konusunda önemli ölçütler ortaya koymaktadır. Kararların ne söylediğini ve devam eden yargılamalara etkisini özetledik.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yalçınkaya ve Yasak kararları, silahlı terör örgütüne üyelik suçuna ilişkin yargılamalarda delillerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda önemli ölçütler ortaya koymaktadır. Bu kararların merkezinde, suç ve cezaların kanuniliği ile kişinin ceza sorumluluğunun kendi eylemleri ve kastı üzerinden belirlenmesi bulunmaktadır.
Yalçınkaya Kararında Ne Söylendi?
AİHM Büyük Dairesi, 26 Eylül 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin suç ve cezaların kanuniliğini düzenleyen 7. maddesinin, adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin ve örgütlenme özgürlüğünü koruyan 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Kararda, ByLock kullanımından hareketle suçun maddi ve manevi unsurlarının kişiye özgü biçimde ortaya konulmadan örgüt üyeliği sonucuna ulaşılması eleştirilmiştir. Ayrıca başvurucunun dijital delillere erişimi ve bunlara etkili biçimde itiraz edebilmesi bakımından yaşanan eksiklikler değerlendirilmiştir. Yasal sendika ve dernek üyeliklerinin mahkumiyeti destekleyen delil olarak kullanılması da örgütlenme özgürlüğü yönünden ihlal oluşturmuştur. Dolayısıyla karar, yalnızca bir uygulamanın kullanılıp kullanılmadığına değil, bu veriden hangi gerekçeyle cezai sorumluluk çıkarıldığına odaklanmaktadır.
Yasak Kararı Bu Değerlendirmeye Ne Ekledi?
Şaban Yasak’ın başvurusunda, 27 Ağustos 2024 tarihli Daire kararında ihlal bulunmamış; ancak dosyanın Büyük Daireye taşınmasının ardından 5 Mayıs 2026 tarihli kararla farklı bir sonuca ulaşılmıştır. Büyük Daire, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile cezaevindeki tutulma koşulları nedeniyle insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağının ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Ceza mahkumiyeti bakımından temel sorun, başvurucunun eğitim yapılanması içindeki görevlerinden hareketle, örgütün terör amaçlarını bildiği ve bu amaçlara bilinçli olarak katıldığı sonucuna nasıl ulaşıldığının açıklanmamasıdır. Mahkeme, özellikle isnat edilen faaliyetlerin gerçekleştiği dönemin dikkate alınmasını ve kişinin kastının somut olgular üzerinden değerlendirilmesini istemiştir. Bu yönüyle Yasak kararı, bireyselleştirilmiş inceleme gerekliliğinin ByLock deliliyle sınırlı olmadığını göstermektedir.
Bu Kararlar Her Dosyada Otomatik Beraat Anlamına mı Gelir?
Kararlar, bütün mahkumiyetlerin kendiliğinden ortadan kalkması veya her dosyada otomatik beraat verilmesi anlamına gelmez. Bununla birlikte, ortaya konulan ilkeler benzer yargılamalarda dikkate alınmalıdır. Nitekim Yalçınkaya kararında AİHM, tespit ettiği sorunun yalnızca başvurucuya özgü olmadığını belirterek genel tedbirler alınması gerektiğini vurgulamıştır.
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde; kişinin hangi eylemlerinin suç oluşturduğunun, bu eylemlerin ne zaman gerçekleştiğinin ve örgütün terör amaçlarını bilerek hareket ettiği sonucuna hangi delillerle ulaşıldığının açıklanması gerektiği görülmektedir. Bir yapıyla bağlantının bulunması ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek üye olunması arasındaki ayrım, somut olay üzerinden kurulmalıdır.
Devam Eden Yargılamalarda Neden Önemlidir?
Savunmada yalnızca kararların isimlerine yer verilmesi yerine, AİHM’in eleştirdiği uygulamaların ilgili dosyada bulunup bulunmadığı gösterilmelidir. Dijital delillere erişim, savunmanın itirazlarının karşılanması, faaliyetlerin tarihi ve suçun manevi unsurunun nasıl gerekçelendirildiği bu incelemenin başlıca konularıdır.
Yalçınkaya ve Yasak kararlarının somut dosyayla ilişkilendirilmesi, mahkumiyet gerekçesinin insan hakları güvenceleri bakımından değerlendirilmesine katkı sağlar. Kararların ortak vurgusu, ceza sorumluluğunun genel kabullere dayanılarak değil, her kişi yönünden ayrı ve gerekçeli bir incelemeyle belirlenmesidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Yayım tarihinden sonra mevzuatta ve yargı kararlarında değişiklik olabilir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.