Adınıza bilginiz dışında kredi çekildiğini öğrendiğinizde bankaya bildirim, delillerin korunması, ceza şikayeti ve kredi borcuna karşı başvurulabilecek hukuki yollar konusunda bilinmesi gerekenleri özetledik.
Telefonunuza gelen bir mesajla veya banka hesabınızı kontrol ederken adınıza kredi kullanıldığını öğrenebilirsiniz. Özellikle mobil ve internet bankacılığı üzerinden gerçekleşen dolandırıcılık olaylarında çekilen kredinin kısa süre içinde başka hesaplara aktarılması da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda hem yeni işlemleri önlemek hem de kredi borcuna ilişkin itirazları doğru şekilde ileri sürmek önemlidir.
İlk Olarak Ne Yapılmalı?
Bankanın resmi iletişim kanalları aracılığıyla derhal iletişime geçerek işlemin bilginiz ve onayınız dışında gerçekleştiğini bildirmeli, hesaplarınızın ve dijital bankacılık erişiminizin güvenliğinin sağlanmasını istemelisiniz. Telefonla yapılan bildirimin ardından, krediye ve bağlantılı para transferlerine ilişkin itirazın yazılı olarak da bankaya iletilmesi ve başvuru kaydının saklanması yararlı olacaktır. Nitekim yargılama sırasında bankadan telefon görüşmelerine ait ses kayıtları istenebilir ve bu kayıtların dökümü alınarak yapılan bildirimin zamanı ve içeriği incelenebilir. Bu nedenle bankayla görüşürken hangi işlemlere itiraz edildiğinin ve olayın ne zaman öğrenildiğinin açıkça belirtilmesi önemlidir.
Bu sırada banka mesajları, hesap hareketleri, arama kayıtları ve dolandırıcılarla yapılan yazışmalar silinmemelidir. Olayın ne zaman öğrenildiği ve bankaya ne zaman bildirildiği, sonradan yapılacak incelemelerde önem taşıyabilir.
Şifre Kullanılmış Olması Borçtan Sorumlu Olduğum Anlamına Gelir mi?
Bankanın işlemin şifre veya SMS doğrulamasıyla yapıldığını belirtmesi, uyuşmazlığın bütün yönleriyle çözüldüğü anlamına gelmez. İşlemin hangi cihazdan gerçekleştirildiği, doğrulamanın nasıl yapıldığı, bankanın güvenlik önlemleri ve kişinin bilgilerini koruma konusundaki davranışları birlikte incelenir. Bu tür uyuşmazlıklarda teknik kayıtların bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle yalnızca “Şifrem kullanılmış, artık itiraz edemem” düşüncesiyle hareket edilmemelidir. Bununla birlikte, her olayda bankanın sorumlu tutulacağı veya borcun tamamen ortadan kalkacağı da söylenemez.
Bankanın Sorumluluğu Nereden Kaynaklanır?
Bankalar, Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlüdür. Güven kurumu niteliği nedeniyle bankalardan beklenen özen, sıradan bir tacirden beklenenden daha yüksektir. Bu kapsamda bankanın, müşterinin olağan işlem alışkanlıklarıyla bağdaşmayan işlemleri fark etmesi ve gerekli güvenlik önlemlerini alması beklenir. Örneğin kısa süre içinde kredi kullandırılıp tutarın hemen farklı hesaplara aktarılması, işlemin müşterinin daha önce kullanmadığı bir cihazdan yapılması gibi durumlar bu değerlendirmede önem taşır.
Öte yandan müşterinin de şifre ve doğrulama kodlarını koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Somut olayda her iki tarafın kusuru birlikte değerlendirilir; müşterinin de kusurunun bulunduğu kabul edilirse sorumluluk taraflar arasında paylaştırılabilir.
Savcılığa Şikayet Etmek Yeterli mi?
Dolandırıcılık şüphesi bulunan olaylarda savcılığa veya kolluk birimlerine başvurulması önemlidir. Ancak ceza soruşturması ile bankanın talep ettiği kredi borcuna ilişkin uyuşmazlık farklı süreçlerdir. Suç duyurusunda bulunulması, kredi borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz veya tahsilat işlemlerini otomatik olarak durdurmaz. Taksitlerin ödenmemesi kredi sicil kayıtlarına da yansıyabilir. Bu nedenle ceza soruşturmasının sonucu beklenirken bankadan gelen bildirimler ve varsa icra tebligatları ihmal edilmemeli; bunlara karşı başvuru ve itiraz süreleri ayrıca takip edilmelidir.
Banka, Alacağını Talep Etmeye Devam Ederse Ne Yapılabilir?
Bankanın henüz icra takibi başlatmamış olması, borca karşı hukuki yollara başvurulmasına engel değildir. Somut olayda hukuki yarar bulunması halinde, icra takibi öncesinde de menfi tespit davası açılarak kredi nedeniyle borçlu olunmadığının belirlenmesi istenebilir. Kredi borcu kapsamında ödeme yapılmış veya hesaptan tahsilat gerçekleştirilmişse olayın özelliklerine ve ödemenin hangi aşamada yapıldığına göre istirdat davası ya da başka bir iade talebi gündeme gelebilir. Başvurulacak dava yolunun ve talep edilebilecek geçici hukuki korumanın belirlenmesinde icra takibinin başlayıp başlamadığı ve tahsilatın nasıl gerçekleştiği önem taşır. Bu nedenle yalnızca bankanın takip başlatmasını beklemek yerine sürecin erken aşamada hukuken değerlendirilmesi yararlı olacaktır.
Kredinin tüketici kredisi niteliğinde olduğu durumlarda uyuşmazlık tüketici hukuku kapsamında değerlendirilir. Bu durumda, uyuşmazlığın değerine göre tüketici hakem heyetine başvurulması veya tüketici mahkemesinde dava açılması söz konusu olur; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olup olmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Bilginiz dışında kullanılan krediye ilişkin uyuşmazlıklarda, bankaya yapılan ilk bildirimin içeriğinden teknik kayıtların incelenmesine kadar birçok ayrıntı önem taşır. Banka başvurularının, ceza şikayetinin ve borca ilişkin hukuki sürecin bir avukatla birlikte değerlendirilmesi, hakların zamanında ve doğru yollarla ileri sürülmesine yardımcı olur.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Yayım tarihinden sonra mevzuatta ve yargı kararlarında değişiklik olabilir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.